Atamız nasıl gömüldü(Kolay bulunmayan bişey)

'Her Telden' forumunda SEPTAGH tarafından 16 Temmuz 2005 tarihinde açılan konu

  1. SEPTAGH

    SEPTAGH New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    architect
    Şehir:
    MARDUK

    Arkadaşlar CAn DÜNDAR'ın Yazısından alıntıdır.

    Kefen sıırıldı ve...
    Özel solüsıonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırınca Ata'nın
    ıüzü ortaıa çıktı.
    Derisi kahverengi bir halalmış, ama hatları bozulmamamıştı.
    Sanki uıuıordu...
    8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00'da Prof. Dr. Kamile Şevki
    Mutlu'nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi
    Histoloji ve Ambriıoloji Kürsüsü Baþkanı'ıdı. Patalogdu. Araıan ise, Ankara
    Valisi Kemal Aygün'dü...
    Aygün, "Hocam" dedi, "10 Kasım günü Atamızın naaşını
    Anıtkabir'e taşııacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı geleneklere uygun
    olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu belgelemek için
    muayene etmenizi rica ediıoruz."

    Prof. Mutlu önce reddetti
    Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu. Hastalığını
    gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica etti.
    Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu
    tarihi bir görev" dedi.
    Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografıa Müzesi'ne gitti.
    Başbakan Adnan Menderes oradaydı. Meclis Başkanı Refik Koraltan ve
    eski başkan Abdülhalik Renda da...
    Mutlu, görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o
    zaman anladı. Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu...
    Ata'nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici kabrinden
    çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu. Bir hafta
    boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk başında
    nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite üyeleri tamam
    olunca Prof. Kamile Mutlu "Başlayın" talimatını verdi. Bunun
    üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni bir sanduka
    bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali düşünülerek
    önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ve koku çıkmadı.

    Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı
    doluydu. Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru toplandı. Talaşın
    arasında, ağzı kapalı ve içi sıvı dolu bir şile bulundu. Bu, cesedi muhafaza
    için kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi yazılıydı.
    Ata'nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi bir muşambayla
    kaplanmıştı.
    Sargıları açmaya başladılar. Herkes nefesini tutmuştu. Çünkü, "Naaş
    çürüıüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu patlatmış, nöbetçi er,
    kokudan bayılmış" diye bir sürü söylenti geziniyordu. Ve 15 yıl sonra ilk
    kez Ata'nın yüzünü göreceklerdi.
    Kefenin sargıları aralanınca Prof. Kamile Şevki Mutlu, orada
    bulunanların yardımıyla katafalka çıktı ve Atatürk'ün yüzüne baktı.
    Ata'nın derisi kahverengi bir hal almış, ama yüz hatları
    bozulmamıştı Menderes sapsarı olmuştu
    Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle anlatacaktı:
    "yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata'nın heykel gibi duran
    yüzü ile karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz
    kapağının üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatağında uyuyor
    gibiydi."
    Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun başına
    çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.
    En başta Başbakan Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım
    elbisesi içindeki Menderes de yanındakilerin yardımııla katafalka çıktı,
    ürkek bir şekilde aşaıı, tabuta doğru baktı. O an ne olduğunu Prof. Kamile
    Mutlu'dan aktaralım:
    "Menderes çok heyecanlandı. Rengi sapsarı oldu. Bir de baktım
    ki, müzenin kapısına doğru gidiyor. Atatürk'ün yüzüne bakmadı. Tahmin
    ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda
    kalmıştı. O da Ata'yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına
    yığılıverdi."

    Tabuta konulacak mektup
    Salondaki herkes Atatürk'ü tek tek gördükten sonra naaş,
    tekrar solüsyonla ıslatıldı. Ata'nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu
    beyaz kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser, orada görevli adli tıp
    doçenti Dr. Cahit Özen'in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı
    gösterdi ve şöıle dedi: "Bu kâğıdı, Atatürk'ün hemşiresi Makbule Hanım
    gönderdi. Kefenin içine Atatürk'ün göğsü üstüne konmasını istiyor."
    Doç. Özen, kâğıda bir göz attı. Eski Türkçe bir şeyler
    yazılıydı.
    "Böyle bir kâğıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır" dedi.
    Komiser kâyıdı katlayıp cebine koydu ve uzaklaştı.
    Bütün işlemler bittikten sonra salonda bulunanlar naaşın iki
    yanından geçip hep bir ağızdan besmele çektiler ve cesedi yeni
    tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15 yıl içinde yattıpı büyük gül ağacı
    tabutun içine konuldu. Üzeri bayrakla örtüldükten sonra kapağı kapatıldı.
    Ve 10 Kasım sabahı, Ata'nın naaşı 15 ııl önce onu
    Dolmabahçe'den Ankara'ıa taşıyan top arabasınaıerletirilip son durağı olacak
    Anıtkabir'e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı...

    Bilindiği gibi, Anıtkabir yapılana dek, Atatürk'ün
    naaşının korunabilmesi için "tahnit" denilen bir işlem yapılmıştı. Gülhane
    Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından
    gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngyıla özel bir formül enjekte edilmiş
    ve üzerine formüllerin yapıştırılığı iki küçük ilaç şişesi, Ata'nın
    koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bu işlem sayesinde Ata'nın naaşı da -
    dıyelim bugün Lenin'in mozolesinde olduðu gibi - öldüğü günkü haliyle
    korunabilirdi. Ancak ıslam dini, ölünün defnini şart koştuğundan,
    geçici tahnitin bozulması şarttı.
    Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu. O komite,
    törenden bir gün önce, Başbakan Adnan Menderes'in huzurunda Atatürk'ün
    tabutunun açılmasını kararlaştırdı.
    Tabut açılınca tahnit bozulacak ve ceset çürümeıe
    baþlaıacaktı. Bir başka değiþle Atatürk'ün (mumyalanmış gibi) korunmuş naaşını son
    görenler, o törene katılanlar olacaktı.

    Atatürk'ü son görenler anlatııor:

    Yüzünde iki günlük sakal vardı'

    Osman Ersoy 10 Kasım 1953'te Etnografıa
    Müzesi'nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki o töreni ve
    tabutun içindeki Atatürk'ü son kez görme fırsatı buldular. ızlenimlerini
    şöyle anlattılar:


    · OSMAN ERSOY: "Sağlığında görmemiştim Atatürk'ü... Korkunç
    heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile
    katafalka çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüş bir çehre... 1 - 2 günlük
    sakalı vardı. Kaşları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu." Gözleri aralıktı
     
  2. desantralizasyon

    desantralizasyon New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    yazılımcı, jeoloji mühendisi
    Şehir:
    istanbul, samsun

    waw tüylerim diken diken oldu
    walla çok ilginç bir andı muhakkak
    bende orada olmak isterdim şahsen
     
  3. melihbakir

    melihbakir LorD oF The WaReZ

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Her Boktan 100 Gr. Var :=)
    Şehir:
    Ata'mın İzinden !..

    Ben Bu Kisi Icin Herseyi Yaparim Iste
    Gerckten Kendimi Cok Mutlu Hissettim Boyle Bir Yaziyi Okuma Serefine Layik Oldugun Icin

    "atam Herzaman Izindeyim Biliyorum Beni Duyuyorsun Su Anda Sana Binlerce Dua Ediyorum Keske Yanimda Olsaydin Diye Ama Biliyorum Herzaman Yanimdasin. Bende Sana Layik Bir Turk Genci Olarak Herzaman Gorevimi Yerine Getirecegim."
     
  4. ahmetcan

    ahmetcan New Member

    Katılım:
    29 Haziran 2005
    Mesaj:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Ankara

    Adamlar için bir an ürperdim doğrusu ama ne kadar şanslı olduklarını da kabul etmek zorunda kaldım...
     
  5. AngeL

    AngeL Guest


    off yaa varya ölürüm Atam için, bana ve benim gibi Türk gençlerine emanet ettiği ülkem için. keşke reankarnosyon olsada Atamla tanısabilsem.. hatta onun kızı olabilsem.. dünyanın en büyük şerefi bu olurdu heralde.. tüylerim diken diken oldu okurken..

    Ne mutlu Türk`üm diyene , Ne mutlu Türk`üm diyebilene...
     
  6. balalayka

    balalayka New Member

    Katılım:
    5 Temmuz 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Bursa

    teşekkurler ;)
     
  7. desantralizasyon

    desantralizasyon New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    yazılımcı, jeoloji mühendisi
    Şehir:
    istanbul, samsun



    arkadaşım yukarıda teşekkür butonuna
    tıklasaydın daha iyi olurdu boşuna
    konulmamışya dimi

    bak şimdi kalktım sabah yine okudum
    yine tüylerim diken diken oldu çok
    seviyorum ya Mustafa Kemal i
     
  8. MaSteR

    MaSteR New Member

    Katılım:
    16 Temmuz 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    evet abi aynen içim ürperdi...
     
  9. Solariz

    Solariz New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    SEPTAGH bu bilgi için saol çok yararlı bende orda olmak isterdim adam lar çok buyuk bişey tanıklık etmişler .
     
  10. asabim

    asabim New Member

    Katılım:
    16 Temmuz 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    saol ya tuglerim dikendiken oldu
     
  11. mendo68

    mendo68 New Member

    Katılım:
    27 Haziran 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    Derslerin Başı

    ahh be keşke bende orda olsaydımda Atamızın naaşını bi görebilseydim yaw.harbiden adamlar bayağı bi şanslıymış hee Atamızı görebildikleri için.bide onun zamanında onun ülkeyi yönetişini görmek,onunla yan yana,onun emri altında savaşmak ne kadar büyük bi onurdur Türk askeri için.Allah mekanını Cennet etsin.
     
  12. 'StİnG'

    'StİnG' Banned

    Katılım:
    23 Haziran 2005
    Mesaj:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    !UkRaYnA!

    septagh bu can dündar hakkında bilgi verrmisin dostum ...
    bu adamın Allah 1 deddiine inanırım sadece ...
    ananemin başörtüsüne dil uzatanların en başında gelmiyo mu bu adam ?
     
  13. SEPTAGH

    SEPTAGH New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    architect
    Şehir:
    MARDUK

    Bu tip şeylere girmek istemiyorum dostum.Benim için önemli olan ATAMIZ hakkında sundukları.Ama sen de haklısın...
     
  14. Leke

    Leke New Member

    Katılım:
    25 Haziran 2005
    Mesaj:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    DoĞDuĞuMDa O KaDaR ŞaŞıRDıM Ki , BiR BuÇuK SeNe Ko

    Bende olabilmek için neler vermezdim . Ruhu Şad olsun .
     
  15. melihbakir

    melihbakir LorD oF The WaReZ

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Her Boktan 100 Gr. Var :=)
    Şehir:
    Ata'mın İzinden !..

    Birde Can Dundarin Sari Zeybek Adinda Bi Belgeseli Vardi Ataturkun Son Bilmem Kac Gunu

    O Filmi De Ekleyebilir Misiniz Izlemek Nasip Olmadi
     
  16. SEPTAGH

    SEPTAGH New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    architect
    Şehir:
    MARDUK

    Bulursam eklerim harika bir belgeseldi..
     
  17. harakikiri

    harakikiri New Member

    Katılım:
    5 Temmuz 2005
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Yazıyı okuyup ta yorum yapan arkadaşlarımın birçoğunun TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLDU dediğini görüyorum. Evet sanırım yazının en büyük etkisin bu. Benimde TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLDU.
    Teşekkür ederim bunu bizimle paylaştığın için.
     
  18. Uzunefe

    Uzunefe New Member

    Katılım:
    22 Haziran 2005
    Mesaj:
    10
    Ödül Puanları:
    1

    walla orada olmak için herşeyi yapardım
     
  19. Türkü

    Türkü New Member

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    30
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    BURSA

    BU yazıyı BEN 1-2 HAFTA ÖNCE YAYINLAMIŞTIM

    sarı zeybek mms://213.74.22.21/archive/belgesel/zeybek/zeybek.asf
     
  20. melihbakir

    melihbakir LorD oF The WaReZ

    Katılım:
    18 Haziran 2005
    Mesaj:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Her Boktan 100 Gr. Var :=)
    Şehir:
    Ata'mın İzinden !..

    Cagri Abi Tesekkur Ederim Abi Sagol
     

Bu Sayfayı Paylaş