(Fatih Sultan Mehmet) Şiirleri

'Türk ve Dünya Tarihi' forumunda HAKAN tarafından 12 Ağustos 2009 tarihinde açılan konu

  1. HAKAN

    HAKAN YalnıZ Kurt

    Katılım:
    12 Şubat 2009
    Mesaj:
    1
    Şehir:
    Kürşat'ın narasıyla indik Tanrı Dağı'ndanruhumuzu

    Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
    Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
    Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana

    (Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu.

    Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
    Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana

    Sen güzellik tahtında (oturuyorsun): bense yolunun toprağında pâymâl (ayaklar altında) kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman'ım, sana bir karınca (denli âciz olan) durumumu nasıl arz edeyim? ' Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.'

    Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar
    Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana

    Muma da bak! Senin (bulunduğun) meclisinde ağlayıp baştan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoş yanıp yıkılıyor. 'Mum yanarken, baştaki fitilin kenarlarından ağlıyormuş gibi akar. Şair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aşkı ile baştan çıkmış veya o uğurda başını vermiş olarak gösteriyor.'

    Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
    Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana

    Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, (doğrusu) gün gibi âşikârdır.

    Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan
    Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana

    Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş!

    Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
    Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana

    Dostum! Anlaşılan o ki (bağrımdaki) ayrılık yarasının şerh etmek mümkün görünmüyor. (Bari) açık duran şu yakam, (aşkından dolayı) göğsümdeki (şerha şerha olmuş) yarıkları sana göstersin (de insafa gel!)

    Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb
    Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana

    (Sevgilim!) Eziyetlerinle Avnî'nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz (gibi coşkun gözlerim) , sana inciler; bu maden ocağı (gibi gönlüm) de mücevherler sunar.


    (Fatih Sultan Mehmet)


    Bâde-i nâb ile buldu rûh-ı cânân revnak
    Gazel

    Bâde-i nâb ile buldu rûh-ı cânân revnak
    Gûyiyâ güller ile buldu gülistân revnak

    Zülf-i miskîn ki rûh-ı yâr ile tâbende durur
    Şem'-i pürnûr ile san buldu şebistân revnak

    Göricek yaşımı naz ile salınır ol yâr
    Cûyibar ile bulur serv-i hırâmân revnak

    İşidip nâlemi handân olur ol yâr bulur
    Na'ra-i bülbül ile gonca-i handân revnak

    Eşk-i çeşmimle olur lâ'l-i leb-i yâr ferah
    Tâb-ı kevkeble bulur lâ'l-i Bedahşân revnak

    Hatt u hâl ile bulur Avnî rûh-ı yâr şeref
    Bâblarla nitekim buldu Gülistân revnak


    (Fatih Sultan Mehmet)


    Kimsesiz Hiç Kimse Yok
    Hiç kimse yok kimsesiz
    Herkesin var bir kimsesi
    Ben bugün kimsesiz kaldım
    Ey kimsesizler kimsesi
    *******
    Kimse aradığım yollarda
    Kimsesizlik kimsem oldu
    Dinsin artık hicranın cana
    Kimse aradığım yollar
    Kimsesiz kimselerle doldu


    (Fatih Sultan Mehmet)


    Sakiya mey sun ki bir gün lalezar elden gider
    Sakiya mey sun ki bir gün lalezar elden gider
    Erişir fasl-ı hazan bağ-u bahar elden gider.

    Her nice Zühd-ü salaha mail olur hatırım
    Gördüğümce ol nigarı ihtiyar elden gider.

    Şöyle hak oldum ki, ah etmeye havf eyler gönül
    Lacerem bad-ı saba ile gubar elden gider.

    Gırre olma dilbera hüsnü cemale kıl vefa
    Baki kalmaz kimseye nakşünigar elden gider.

    Yar içün ağyar ile merdane ceng etsem gerek
    İt gibi murdar rakib ölmezse yar elden gider.


    (Fatih Sultan Mehmet)
     

Bu Sayfayı Paylaş