Kaside Açıklaması Ve Örneği

'Türkçe-Edebiyat' forumunda Ata Kızı tarafından 9 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. Ata Kızı

    Ata Kızı Moderator

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesaj:
    0
    Ödül Puanları:
    12

    · Kaside
    · Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Kaside 6 bölümden oluşur:
    Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, aşıkane duygular yer alıyorsa "nesib", bahar, doğa, bayram gibi konulara değiniliyorsa "teşbib" adı verilir.
    İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır.
    Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir.
    Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir. Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir.
    Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över.
    Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir.
    Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır. Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti "beyt-ül kaside"dir. Şairin adının geçtiği beyite ise "tac beyit" denir.

    KASİDE-İ BAHÂRRİYE-KASİDEİ RÂ’İYYE

    Der-sıfat-ı bahâr ve Midhat-i Alî Paşa-ya kâmkâr
    Rûh-bahş oldı Mesîhâ-sıfat enfâs-ı bahâr

    Matla bölümü

    Açdılar dîdelerin hâb-ı ademden ezhâr
    Taze cân buldı cihân erdi nebâtâta hayât

    Ellerinde harekât eyleseler serv ü cenâr
    Döşedi yine cemen nat-ı zümrüddün-fâmın

    Şîm-i hâm olmış iken ferş-i harîm-i gulzâr
    Yine ferrâş-ı sabâ sahn-ı ribât-ı çemene

    Geldi bir kâfile kondurdı yüki cümle bahâr
    Leşker-i ebr çemen mülkine akın saldı

    Turma yağınada meger niteki bagi Tatar
    Farkına bir nice per takınur altun telli

    Hayl-i ezhâra meger zanbak olupdur serdâr
    Dikdi leşgergeh-i ezhâra sanavber tugın
    Haymeler kurdı yine sahn-ı çemende eşcâr

    Nesib veya teşbib bölümü

    Döşedi mihr-i felek yolları dîbâlar ile
    Etdi teşrif çemen mülkini sultân-ı bahâr

    Subhdem velvele-i nevbet-i şâhi mi degül
    Savt-ı murgân-ı hoş-elhân u sadâ-yı kûhsâr

    Çemen etfalinün uyhuların uçurdı yine
    Subhdem gulgule-i fâhte gülbânk-i hezâr

    Dâye-i ebr yine goncelerün şebnemden
    Başına akça dizer nite ki eafâl-ı sıgâr

    Mevsim-i rezm degüldür dem-i bezm erdi deyu
    Sûsenün hançerini tutdı serâpâ jengâr

    Semenün sîne-i sîmînin açup bâd-ı seher
    Çözdi gülşende gülün tügmelerin nâhun-ı hâr

    Pîrehen berg-i semen gûy-ı girîbân şebnem
    Gülsitân oldı bugün bir sanem-i lâle-i zâr

    Zib ü fer virmek içün rûy-ı arûs-ı çemene
    Yâsemen şâne sâbâ mâşita âb ayinedâr

    Dürr ü yâkût ile bir nahl-i murassâ sandum
    Ergavân üzre dökülmüş katarât-ı emtâr

    Şişe-i çarhda gör bunca murassâ nahli
    Nice ârâste kılmış anı sun’-ı Cebbâr

    Berg-i ezhârı hevâ şöyle çıkardı feleğe
    Pür kevâkib görünür günbed-i çerh-ı devvâr

    Dem-i İsâ dirilur bûy-ı buhûr-ı Meryem
    Açdı zanbak yed-i beyzâyı kef-i Mûsâ-vâr

    Zanbakun goncasıdur bâğa gümüş bâzûbend
    Za’ferân ile yazılmış ana hatt-ı tûmâr

    Cam-ı zerrîni tolu bâde-i gülreng almış
    Gül-i ra’nâ seherî kılmak içün def-i humâr

    Dehen-i gonca-i ter dürlü letâ’if söyler
    Gülüp açılsa aceb mi gül-i rengîn-ruhsâr

    Güher-i fursatı aldırma sakın devr-i felek
    Sîm ü zerle gözini boyamasun nergis-vâr

    Câm-ı mey katreleri sübha-ı mercân olsun
    Gelünüz zerk u riyâdan edelüm istiğfâr

    Lâle sahrâyı bugün kân-ı Bedaşân etdi
    Jâle gülzâra nisâr eyledi dürr-i şehvâr

    Girizgah bölümü

    Dâmenin dürr ü cevâhirle pür etdi gül-i ter
    Ki ede hâk-i der-i hazret-i Paşaya nisâr

    Sahib-i tîg ü kalem mâlik-i câm u hâtem
    Âsaf-ı Cem-azamet dâver-i Cemşîd-vekâr

    Âsmân-pâye hümâ-sâye Ali Paşa kim
    Eremez tâk-ı celâline kemend-i efkâr

    Şâh-ı gül neşv ü nemâ bulsa nem-i lutfından
    Ola her gonca-i ter bülbül-i şirîn-güftâr

    Âb u gil müşgi ü gülâb ola çemen sathında
    Bûy-ı hulkıyla güzâr etse nesîm-i eshâr

    Tab’ı vakkâdın enger âteş-i rahşân görse
    Kızara ahker-i sûzân nitekim dâne-i nâr

    Güneşi keff-i zer efşânına benzer der idüm
    Almasa mâha atâ eyledüngin âhır-ı kâr

    Şöyledür keff-i güher-pâşı yemin etmek olur
    Ki atâsından erer bahre gınâ kâne yesâr

    Medhiyye (maksat veya maksût) bölümü

    Manzar-ı kasr-ı sa’âdetden anun re-yi gibi
    Rûy göstermedi bir şâhid-i hurrem-dîdâr

    Bâğ-i cihânda nihâl-i kereminden derilür
    Lutf-ı bî-minneti meyvelerinden her bâr

    Manzar-ı himmetinün kungure-i rif’atine
    Eremez sarsar-ı tufân-ı fenâ birle gubâr

    Eşiği hâki imiş yüz sürecek hayf deyu
    Taşaantaşa urur başını şimdi enhâr

    Serverâ cânı mı var devletün eyyâmunda
    Sünbülün turrasına el uzada şâh-ı çenâr

    Eylemez kimse bugün kimse elinden nâle
    Bezm-i işretde meger mutrib elinden evtâr

    Şer’a uymaz nidelüm nâle vü zâr eyler ise
    Gerçi kânûna uyar zemzeme-i mûsîkâr

    Geşt ederken çemen-i medh ü senârı hâtır
    Layih oldı dile nâgâh bu şi’r-i hemvâr

    Tegazzül bölümü

    Gül gibi gülşene kılmaz nola arz-ı dîdâr
    Hayli döküldi saçıldı yolına fasl-ı bahâr

    Reşk-i dendânun ile hançere düşdi lâle
    Berg-i sûsende gören etdi sanur anı karâr

    Geçemez çenber-i gîsûy-ı girih-gîründen
    Gerçi ki za’f ile bir kıla kalupdur dil-i zâr

    Turralar mülket-i Çin nâfe-i müşgîn ol hâl
    Gözün âhû-yı Huten gamzeleründür Tatar

    Dil-i mecrûha şifâ-bahş ruh u la’lündür
    Gülbeşekkerle bulur kuvvet-ı tab’ı bîmâr

    Değme bir gevheri kirpüğüne salındıramaz
    Göreli la’l-i revân-bahşunı çeşm-i hûnbâr

    Bu bölüm "taç beyit"

    Koma Bâkî kulunı cur’a sıfat ayakda
    Dest-gîr ol ana ey dâver-i alî-mikdâr

    Bâğ-ı medhünde olur cümleye gâlip tenhâ
    Bahs içün gelse eğer bülbül-i hôş-nağme hezâr

    Fahriyye bölümü

    Puhtedür gayrılar eş’arı meger puhte piyâz
    Hâm anberdür eger hâm ise de bu eş’âr
    Hâm var ise eger micmere-i nazmunda

    Dâmen-i lutfun anı setr ede ey fahr-ı kibâr
    Bahr-ı eş’âra yeter urdı sutûr emvâcın
    Demidür k’ide du’â dürlerini zîb-i kenâr

    Kasidenin duası

    Lâlelerle bezene nitekim deşt ü sahrâ
    Nitekim güller ile zeyn olan dest ü destâr

    Nitekim lâlelerle şebnem ola üftâde
    Güllere âşık-ı şeydâ geçine bülbül-i zâr

    Makta bölümü

    Gül gibi hurrem u handân ola rûy-ı bahtun
    Sâgar-ı ayşun ola lale-sifat cevherdâr
     

Bu Sayfayı Paylaş